29 Haziran 2018 Cuma

Düş'eriz.




ilk müdahalesi gecikmiş ormanız ya
her nefes
bir balta dallarımıza

gayrı piç vermez
toprağımız

aklımızın aldığı
yüreğimiz kadar oysa

yine de düşeriz bir vakit
soğuk betonlara.




Çağdaş Ü.


23 Kasım 2017 Perşembe

Biriyle Konuşmalar 214


karım her gece mutfak masasına bir elma bırakıyor.
bazen amasya oluyor, bazen arapkızı
belli olmuyor.
o elmayı sabahları ben yiyorum.
bazen yarısını yiyorum.
sonra bir sigara yakıyorum. hepsini içiyorum.
mutfak biraz soğuk oluyor.
kalkıp işe gidiyorum.
(karanlık)
dönüyorum.
dönmemiş gibi oluyorum bazen.
bir şeylerimi dışarıda bırakıyormuşum sanki.
ne olduğunu bilmiyorum. öyle hissediyorum.
karım yemek hazırlıyor. yemek yiyoruz.
ekmeği çok seviyorum. en çok onu yiyorum.
mutfak biraz soğuk oluyor.
ihtiyaç dahilinde kullanılan bir ısıtıcı olsaydım keşke diyorum.
içimden diyorum ama bunu.
ekmekle çalışan ısıtıcı.
gülüyorum.
karım neye güldüğümü sormuyor.
uykum gelmiş taklidi yapıyorum.
aklıma uykusu gelmiş ısıtıcı düşüyor.
yere uzanmış ısıtıcı. battaniyesiz.
yine gülüyorum.
ben pek gülmem. bu akşam ikinci oluyor.
karım sormuyorken bir tane daha güleyim istiyorum.
bak yine ısıtıcı.
uykusunu alamamış ısıtıcı.
ilahi.

keşke ekmeği iki alsaydım.


19 Ekim 2017 Perşembe

Sırlama


soldu çiçekleri cephelerin
ayaz aldı içlerimizi
avucumuz sımsıkı
seyrettik,
seyir ettik 
yokmuşuz gibi
hani hiç olmamışız gibi
canımızdan geçenleri





Çağdaş Ünbal




21 Eylül 2017 Perşembe

Öylece


Eteğimizde beş okka taşla dibe salınıyoruz. Az kaldı. Sabreyleyin. Kimseniz artık.

3 Ağustos 2017 Perşembe

Af Diyetine




külçeler yüklü değilim*
yokuşu koşabilirim
fakat bu enfarktüs
bu kan kokusu burnumda..

bir bulut geçti demince
serin ve üzerimden
heybemde bir şey yokmuş gibi
oturdum gözlüklerini düşündüm
buğday başakları arasından yükselen
tel direkler gibi hatırımda
bir bulut geçti de demin

ellerim
birer şemsiye
               gibi sallandı
                      durdu boşlukta

evet, oldu
demince.




Çağdaş Ünbal



18 Temmuz 2017 Salı

Badanasız Özdeyiş



seni öpmek bile gelmiyor içimden, bazen
adı ünlenen bir gelin oluveriyorsun
burnumun direklerinde
ağzında ifadesiz harf yığını
saçlarında çorap bozması toka
bilakis güzelsin aklın durağanlığında

seni balkona atan neyse
ondan muzdaribiz elbet hepimiz
şimdi bu temmuz gecesinde

ayak diresek
bozabiliriz bütün imar planlarını
biliyoruz,
gerekçemiz çok
ve bu bizi mağlup kılıyor
-siyah beyaz bir belgesel akıyor damarlarımdan-

kekre de değil
başka bir şey var bu aynalarda
hurçlar dolusu yaşanmamışlık
bakayım istiyorsun
-kendinle göz göze olmak
alışmanın kapısı
biliyorsun-

içime bir kadın ismiyle seslenmek
bir ihtimal
yağmuru çoğaltıyor
-bildiğimi sanıyordum.




Çağdaş Ünbal


21 Haziran 2017 Çarşamba

Sensin Veli!



öfkesini yitirmiş yığınlardan sıyrılıp
bak sevgilim bu dağdır,
koynunda rüzgar yarığı
eteklerinde suret
uzaklarında elbet bir yerlerin
yahut penceresinde bir hastanın
penceresinde
hastanın

yani çerçeveye sığabildiği kadar
ve karanlık akşamları,
suretleri soğuk
ateş yanmışlığı da var yücesinde
peygamber ağırlamışlığı da
adına ne dersen!

simitten dökülen susamda kalori hesabı
ödem sökücüler ve bitki çayları
ter içinde akşamlar koşu yolunda
modernite bir semt adı!

definini bir kaba koymuş komşular
(-ay ne şeker)
paylaşılan kablosuz
ve allah biliyor ya dağın yalnızca adı!

ölen öldüğüyle kalıyor
perdeler hep stor
zaten ne peygamber kaldı
ne ateş
herkes teşhir ürünü!

bitti.





Çağdaş Ünbal