19 Aralık 2015 Cumartesi

Dua Diyetine.


idrak sınırlarını ihlal eden bir ayrılığın otopsisi için gerekli malzemeler

sabahın sana uyandığı zaman dilimleri için-
morfin.

ağaçların arasından akan parkeler
izmaritler ve gökyüzü
parkın sessizliği
daha çok akşamları

yıldızlarda gizlenir' yazan bir bankta
sol omzunda kurumuş kana bakarken -ziyade
ellerinin uyumsuzluğu dikkatten -öte

polis telsizleri ve kanıtlama derdi
boşalan paketler
pazar artıkları
kimsesizler bir de köpekler

akşamın üzerinizde uyuduğu zaman dilimleri için-
ateş.

apartman boşluğundan yükselen kızartma kokusu
balkonda unutulmuş tabure
boğulan küllükler ve filizlenen kanser
tahammül sınırında devriye
aklına mukayyet olma çabası

ırzına geçilmemiş bir zaman dilimi aramanın utancı için-
su.

prizlerden arta kalan bekleyiş
sustalı mektup
yankılanan ses
açlığın açık adresi
yığılan inanç
kepazeleşen fizik kuralları

tahayyül edilemeyen vuslat ateşi için-
son uyku.




Çağdaş Ünbal


1 Aralık 2015 Salı

Gün Olduğudur.


sen gülüyorsun
yeryüzünün çehresinde bir tuhaflık
dağlar daha mor
dağlar daha..

eklem yerlerinden kırılmış bir gökyüzü
birbirine tutturulmuş acemice-
sabaha inanan çocukların düşünde
yani inanmak ilminin gölgesinde
bir güzelim  dağ
gülüşünle serpiliyor durmadan
deniz ılıyor,
ellerim mavi
öldüğümü unutuyorum

sen gülüyorsun
ashab-ı  kehf uyanıyor
içimde

mor bir dağda.




Çağdaş Ünbal

13 Kasım 2015 Cuma

Geç Gelen


akşamın oluşunda
aklıma gelişinde
bir ritim vardır
beni mıh eyler, çakar duvarlara

delirmiş çilek gibi kök atıp
sarasım gelir hayalini kurduğun bahçeyi
bu yandan
şu yana
toprak damla damla
kanarcasına

bu bir yerde sana vurgunum demenin
fiyakalı şeklidir
bozkırın orta yerinde
benden duymuş olma

su-
hüseyin'e gözyaşı
bana seni




Çağdaş Ünbal




24 Ekim 2015 Cumartesi

Sese Kayıtsız.


pasajlarda umutsuz
cereyana sırt çevirmişiz

eşiklerde bekleyip
gevremiş sabrımıza hayran
kan sızar gibi susmuşuz
yaranın kendisiyken

kötü şiirler düşleyip
çok çay
aç karna
sevdalarla donatılmışız ya
gelip geçenlerden artanlarız

yansımalarda eksik
tınılarda aksak
bir garip
biz ki
sevdalarda soluksuz
yarışa girmeyen atlarız.




Çağdaş Ünbal







18 Ekim 2015 Pazar

Karanlıkta.


ben burada ışıl ışıl salonlarda
uyuklarken televizyon karşısında
saatlerdir elektrik verilmiyor oralarda
ne yaptın kim bilir
belki eğilmiş bir sigarayı ateşleyip
beni düşündün

tavanı seyrettin karanlıkta
bir yerlerinden sıyrılıp kafanın
oturuverdim oracığa
sıcacık baktın
içinde çay sunma telaşıyla
kim bilir belki başka düşler kıvılcımlandı
ellerin buluşunca saçlarınla

ben burada uyuyakaldım
aydınlıktı

sen orada karanlıkta
belki cam kenarında uzun uzun yokuşu seyrettin
evine çıkarken seni soluksuz
beni sesine hasret bırakan yokuşu
orada sesi düşledinse ne u'mutlu
yoksa bu şiirin kalibresi bir kuş bedenine fazla

kim bilir
yanağında saç telin
buğday tarlasını..

yanağını unutuyorum.





Çağdaş Ünbal





6 Ekim 2015 Salı

Sızıdır.


baba beni göm

yağmur düşmeden evvel
kokusunun üstüne tünemiş
sert ve
yaşamı hatırlatan; toprakla

her yanımdan sıyrılan bu aba
fikrim ile müstesna bir hanımefendi ile aramda'
anca bez
ona kalsa kadife

solumak mı dersin adına
yoksa dua mı
bu böylece yatan soğukkanlılık
allah ile aramda'
gölgem eksik olsun

baba beni göm.




Çağdaş Ünbal



13 Eylül 2015 Pazar

Çiçeksiz Perdenin Düşü


balık halinde telaş
kadehler ılıyor
ritimler son sürat
üçyüzonaltı sandalyenin birindeyken
bu ne kalabalık duygu
benim dışımda-

üstelik tam karşında oturuyorum
menziline girmiş gibi bir tüfeğin
durmadan sigara içiyorum

gülüyorsun ya
gamzesiz yanağında soluklanıyor semt
sarhoşluyorum

kulaklarım uğulduyor sonra
şiir serpiyorum
topluca yürüdüğümüz o yola
dönüp kendimi bulmak umuduyla.





Çağdaş Ünbal