17 Ocak 2016 Pazar
İdrak Aynası
yoksun
ve benim bunu susacak cesaretim yok
bu yüzden şiir
bir ulaşım aracıdır
tirenlerin makas değiştirmesi
kalk naklini bizzat kalpten izlemek gibidir raya
tamda olduğum yerden bakınca -yine
yoksun
ve bu bir şiir.
enstrümanları susturup kendini kayıran -es
çarpışan moleküller
birler sıfırlar
bilimle açıklama telaşesi
oysa bütün prizler boşta
duvar da kesişir bir köşede
bunu duvarın gözüyle
-yoksun
ve
benim aklım fikrim bunda.
Çağdaş Ünbal
Yel Sıyrığı
hızÇARPIzamanEŞİTTİR
gidenin hüzünlü yüzü yansımalarda
meleklerin gözleri allahın sopasıyla körken
tünel
iç yolculuğu bir tirenin
içindekilerden muaf, kendi payına
hal böyle iken
umut etmek varılacak olandan
yeryüzünün dehşet kulakları
ve ritm
doğu anadoluda ağaçların türküsü belki
hepimiz adına çığrılan
dağlar sonra
ipek şalını boynuna dolamış
adları evvelce konulmuş
yiğit mi yiğit
dağlar
bir tirenin olduğu kadar
bir tiren içre
yüreği bükülmüşlerin
yosun tutağı.
Çağdaş Ünbal
19 Aralık 2015 Cumartesi
Dua Diyetine.
idrak sınırlarını ihlal eden bir ayrılığın otopsisi için gerekli malzemeler
sabahın sana uyandığı zaman dilimleri için-
morfin.
ağaçların arasından akan parkeler
izmaritler ve gökyüzü
parkın sessizliği
daha çok akşamları
yıldızlarda gizlenir' yazan bir bankta
sol omzunda kurumuş kana bakarken -ziyade
ellerinin uyumsuzluğu dikkatten -öte
polis telsizleri ve kanıtlama derdi
boşalan paketler
pazar artıkları
kimsesizler bir de köpekler
akşamın üzerinizde uyuduğu zaman dilimleri için-
ateş.
apartman boşluğundan yükselen kızartma kokusu
balkonda unutulmuş tabure
boğulan küllükler ve filizlenen kanser
tahammül sınırında devriye
aklına mukayyet olma çabası
ırzına geçilmemiş bir zaman dilimi aramanın utancı için-
su.
prizlerden arta kalan bekleyiş
sustalı mektup
yankılanan ses
açlığın açık adresi
yığılan inanç
kepazeleşen fizik kuralları
tahayyül edilemeyen vuslat ateşi için-
son uyku.
Çağdaş Ünbal
1 Aralık 2015 Salı
Gün Olduğudur.
sen
gülüyorsun
yeryüzünün
çehresinde bir tuhaflık
dağlar daha
mor
dağlar daha..
eklem
yerlerinden kırılmış bir gökyüzü
birbirine
tutturulmuş acemice-
sabaha
inanan çocukların düşünde
yani inanmak
ilminin gölgesinde
bir güzelim dağ
gülüşünle
serpiliyor durmadan
deniz
ılıyor,
ellerim mavi
öldüğümü
unutuyorum
sen
gülüyorsun
ashab-ı kehf uyanıyor
içimde
mor bir
dağda.
Çağdaş Ünbal
13 Kasım 2015 Cuma
Geç Gelen
akşamın oluşunda
aklıma gelişinde
bir ritim vardır
beni mıh eyler, çakar duvarlara
delirmiş çilek gibi kök atıp
sarasım gelir hayalini kurduğun bahçeyi
bu yandan
şu yana
toprak damla damla
kanarcasına
bu bir yerde sana vurgunum demenin
fiyakalı şeklidir
bozkırın orta yerinde
benden duymuş olma
su-
hüseyin'e gözyaşı
bana seni
Çağdaş Ünbal
24 Ekim 2015 Cumartesi
Sese Kayıtsız.
pasajlarda umutsuz
cereyana sırt çevirmişiz
eşiklerde bekleyip
gevremiş sabrımıza hayran
kan sızar gibi susmuşuz
yaranın kendisiyken
kötü şiirler düşleyip
çok çay
aç karna
sevdalarla donatılmışız ya
gelip geçenlerden artanlarız
yansımalarda eksik
tınılarda aksak
bir garip
biz ki
sevdalarda soluksuz
yarışa girmeyen atlarız.
Çağdaş Ünbal
18 Ekim 2015 Pazar
Karanlıkta.
ben burada ışıl ışıl salonlarda
uyuklarken televizyon karşısında
saatlerdir elektrik verilmiyor oralarda
ne yaptın kim bilir
belki eğilmiş bir sigarayı ateşleyip
beni düşündün
tavanı seyrettin karanlıkta
bir yerlerinden sıyrılıp kafanın
oturuverdim oracığa
sıcacık baktın
içinde çay sunma telaşıyla
kim bilir belki başka düşler kıvılcımlandı
ellerin buluşunca saçlarınla
ben burada uyuyakaldım
aydınlıktı
sen orada karanlıkta
belki cam kenarında uzun uzun yokuşu seyrettin
evine çıkarken seni soluksuz
beni sesine hasret bırakan yokuşu
orada sesi düşledinse ne u'mutlu
yoksa bu şiirin kalibresi bir kuş bedenine fazla
kim bilir
yanağında saç telin
buğday tarlasını..
yanağını unutuyorum.
Çağdaş Ünbal
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)