bekleyerek mi geçer ömür
yoksa beklemek mi anlamlı kılar ömrü
her neyse işte
kahrediyor adamı.
kırlangıç yuvasını bozmak kötülerin harcı
bize çiçekleri sulamak düşüyor
hiç bir mevsim çiçeğe durmayacak fesleğenleri mesela
hava koşulları falan ideal bir kavuşmaya
sen yine de bir felsefe öğrencisi gibi yaklaşma olaya
çürütüyor zaman dediğin düşünceyi
gelecek bahar bozmayacağımı kim bilebilir kırlangıç yuvalarını
mayamda dervişlik var amenna
tebrizliyi öldüren
şeyhin oğluydu bir bakıma
ama bunu boş ver
çünkü yetersiz kalıyor
kavuşmanın ikliminde olduğumuzu anlatmama.
sevgilim sen yine de
bir yerlerde görürsen bu şiiri
üç defa oku
biri sesli olsun
ki kulaklarına ulaşmanın başka yolunu bilmiyorum, acizim.
Çağdaş Ünbal
11 Nisan 2013 Perşembe
9 Nisan 2013 Salı
Şizofrenik Konuşmalar Dokuzyüzonüç
-pardon. Çakmağınızı alabilir miyim?
neydi ismin
sizi izliyorum bir süredir
o geçtiğimiz ekin tarlaları değil
kuş sürüleri
yok hayır hayır deve kuşu olmak için oldukça küçükler
evet biliyorum
hiç denizde deve kuşu görmedim
normalde görüp görmediğimi hatırlayamayacak kadar da sarhoşum
trenin denizden gittiğini düşünecek kadar aptal.
neydi ismin
aman allahım hatırımda değil
sormuş muydum
oysa o da hatırımdan çıkmış
siyah saçlarında çiçekli tokası
elinde kitabı
adı neydi
sormamıştım
ve belki o trene hiç binmemiştim
hatırımda değil
içtiğim biralar, kaçak sigaralar
sormuş olmalı mıyım ismini
merhaba. ben nereden geldiğini bilmeyen bir yolcuyum
aslında yokum
yani olmamaya meyilliyim.
affedersiniz korkutmak istemedim sizi
gerçi bir insan nasıl korkutulur bilmem ben
pek çok şeyi bilmem
isminizi mesela
oysa isminize dair bir çok halk türküsü vardır, olmalıdır
siz mi esnediniz
çok yaşayın.
sizi izliyorum bir süredir
sevdiğim bir kitaptaki bir cümleye benzettim burnunuzu
bir kaç kez tekrarladım içimden anımsayamadım ismini
var mıydınız siz?
hatırlamıyorum
kahretsin adınız da neydi sizin.
trende biletsiz sevda mı olurmuş hiç
affedin ne olur
hangi kitaptı çıkaramadım.
raylar mı?
bilmem, ben hiç trene binmedim.
o geçtiğimiz ekin tarlaları değil
kuş sürüleri
yok hayır hayır deve kuşu olmak için oldukça küçükler
evet biliyorum
hiç denizde deve kuşu görmedim
normalde görüp görmediğimi hatırlayamayacak kadar da sarhoşum
trenin denizden gittiğini düşünecek kadar aptal.
burada mı ineceksiniz
tabi ki canım bunu bana söylemeyecek kadar akıllısınız
bavulları taşımanıza yardım etmemi ister misiniz?
kollarım mı yok
kuzum şaşırdınız mı siz
kuşlar konuyor ya bakın dallarıma
dal benzetmesinin ardında bir uzvun olduğunu anlayacak kadar güzelsiniz
ve bu konuşmayı üç saniye içinde unutacak kadar sağlıklı
yok hayır bende sağlıklıyım elbette
bu uzun sürede size düpedüz kara sevda besleyecek kadar hemde.
-Teşekkür ederim.
-Rica ederim.
"Çakmağınızı alabilir miyim ile rica ederim cümlecikleri arasında geçen, tahmini üç saniyelik diyaloğu okudunuz"
Çağdaş Ünbal
tabi ki canım bunu bana söylemeyecek kadar akıllısınız
bavulları taşımanıza yardım etmemi ister misiniz?
kollarım mı yok
kuzum şaşırdınız mı siz
kuşlar konuyor ya bakın dallarıma
dal benzetmesinin ardında bir uzvun olduğunu anlayacak kadar güzelsiniz
ve bu konuşmayı üç saniye içinde unutacak kadar sağlıklı
yok hayır bende sağlıklıyım elbette
bu uzun sürede size düpedüz kara sevda besleyecek kadar hemde.
-Teşekkür ederim.
-Rica ederim.
"Çakmağınızı alabilir miyim ile rica ederim cümlecikleri arasında geçen, tahmini üç saniyelik diyaloğu okudunuz"
Çağdaş Ünbal
8 Nisan 2013 Pazartesi
Sessizlikte Sese Sövgü
ev genelde bir mezarlık kadar sessiz
bazen şeytan diyor tut fırlat şu çaydanlığı
aksın bir kumrunun kanı gibi çay
bir ses olsun bir kıpranış
yoksa deli ediyor adamı
komşudan gelen kahkaha sesleri.
Çağdaş Ünbal
Çağdaş Ünbal
7 Nisan 2013 Pazar
Yüreği Avutmanın Mevsimi
nisan ortasında
yalnızsan pencere kenarında
üstüne bir şal al
üşütür hatıralar.
kendine ait olmayan acılar sarar
ince bir ateştir yüreğinde yanar
sanma bu acıyı kırlangıç tükürüğüyle kapar
bir hasret gültekin türküsü kalır
yarım yamalak da olsa
zihninin duvarlarına çarpar.
kapatırsın pencereyi
karartırsın geceyi
ki hatıralar ışık istemezler
gelmek için hatıra
bu bir söz oyunu olsa keşke
dağılsa bir sonra ki fikirle
gelmese sokağına zihninin
ya da çıkmasa zihninden
hasret'in türküsü
yine de
illa ki
hatıralar
hatıra
hatır
neyse işte kelimeye yüklediğin anlam
kızgın bir sokak köpeği gibi
yoluna çıkar gecenin kör vakti.
insanların yüreği çiçek açıp meyveye durmuşken
sen kıştan kalan karları kürüyorsan eğer
nisan ortasında
ve üstelik yalnızsan pencere kenarında
kolla kendini
bir şehri yağmalar gibi saldırır hatıralar
rakıyı bırakmak için çok erken olsa da
yüreği avutmak için geç kalınmıştır.
Çağdaş Ünbal
yalnızsan pencere kenarında
üstüne bir şal al
üşütür hatıralar.
kendine ait olmayan acılar sarar
ince bir ateştir yüreğinde yanar
sanma bu acıyı kırlangıç tükürüğüyle kapar
bir hasret gültekin türküsü kalır
yarım yamalak da olsa
zihninin duvarlarına çarpar.
kapatırsın pencereyi
karartırsın geceyi
ki hatıralar ışık istemezler
gelmek için hatıra
bu bir söz oyunu olsa keşke
dağılsa bir sonra ki fikirle
gelmese sokağına zihninin
ya da çıkmasa zihninden
hasret'in türküsü
yine de
illa ki
hatıralar
hatıra
hatır
neyse işte kelimeye yüklediğin anlam
kızgın bir sokak köpeği gibi
yoluna çıkar gecenin kör vakti.
insanların yüreği çiçek açıp meyveye durmuşken
sen kıştan kalan karları kürüyorsan eğer
nisan ortasında
ve üstelik yalnızsan pencere kenarında
kolla kendini
bir şehri yağmalar gibi saldırır hatıralar
rakıyı bırakmak için çok erken olsa da
yüreği avutmak için geç kalınmıştır.
Çağdaş Ünbal
4 Nisan 2013 Perşembe
Gemi Bozması Metallerle Yapılabilecekler Bir
bu yarış
bu telaş
bir yerlere varmalı
sapağı falan olmalı bu gidişin
sana dönen
yoksa anlamını yitirecek
kanayan bilekler de dahil
tüm gemi bozması metaller.
muzaffer bir komutan gibi girmiyorum şehirlere
çeşmelerine uzaktan bakıyorum
güvercinlerine rastlayınca yolumu değiştiriyorum
ilgilenmiyorum üç tanesi beş lira olan yara bantlarıyla
sıyrılamadım elbet üzerimdeki lanetten
bu bir bahane olmamalı aslında
sana dönen bir yol olmalı
ince
tozlu
tabelasız bir yol.
ve ben sana varınca
ufaktan çiçeklenmeli yol kenarları
-ki papatyalar tercihimdir-
yoksa bir anlamı olacak
gemiden bozma metalin üzerindeki
hayatsal kırmızı rengin.
Çağdaş Ünbal
bu telaş
bir yerlere varmalı
sapağı falan olmalı bu gidişin
sana dönen
yoksa anlamını yitirecek
kanayan bilekler de dahil
tüm gemi bozması metaller.
muzaffer bir komutan gibi girmiyorum şehirlere
çeşmelerine uzaktan bakıyorum
güvercinlerine rastlayınca yolumu değiştiriyorum
ilgilenmiyorum üç tanesi beş lira olan yara bantlarıyla
sıyrılamadım elbet üzerimdeki lanetten
bu bir bahane olmamalı aslında
sana dönen bir yol olmalı
ince
tozlu
tabelasız bir yol.
ve ben sana varınca
ufaktan çiçeklenmeli yol kenarları
-ki papatyalar tercihimdir-
yoksa bir anlamı olacak
gemiden bozma metalin üzerindeki
hayatsal kırmızı rengin.
Çağdaş Ünbal
3 Nisan 2013 Çarşamba
Kısaca.
çocukluğumuzda saklambaç oynardık
o zamanlar kolaydı o işler
bir elma deyişine bakıyordu insanın
oysa gecelerce senin ortaya çıkmanı sağlamayan
çok elma demişliğim var benim.
Çağdaş Ünbal
2 Nisan 2013 Salı
İki Demli Çay
benim sana seslenmemin tek yoludur şiir
çaresizlik işte sevgilim yadırgama
bir bahar akşamı belkide
şarkılardaki gibi karşılaşırsan bir yerlerde
göz ucuyla süzüp geçme
o zaman üvey evlat olur
senden habersiz
seninle fikrimde kurduğum ilişkiden doğan bu şiir.
farkında değilsin biliyorum
oysa karşılıklı bir çay içsek
karşılıklı karıştırsak
kaşığın cama dokunuşundan çıkan müziğe
söz yazacağım oracıkta
elbette ihtimal dahilinde şekersiz içmen çayını
pesimist tavırların alemi yok sevgilim
bozma güzelim hayali
hem sen karşımdayken
çaya şeker atma gafletinde bulunan ben
neyse işte sevgilim
fikri firar var bende senden gayrı
ne söylüyordum nerede buldum kendimi.
sana sesleniyorum gecenin kör karanlığında
sonra bir bakıyorum şiirim gün ışığında
renkli fotoğraflar altında
ve benden bir haber seni arıyor sanal alemin alacalı sularında
ki karşılaşman ihtimaller dahilinde bir yerlerde
ne olur göz ucuyla okuyup geçme
şair burada sevgilim derken sana sesleniyor anlasana
eriyor günden güne
ekmekten aştan kesildi
gözlerini dikti gökyüzüne
seninle içeceği çayı düşünüyor
ve çaya şeker atmama ihtimalini göz önünde bulunduruyor.
ne olur sevgilim
üvey evlat gibi görme seni arayan şiirleri
beğen butonuna basmak kolay elbet
sen yatağa uzandığında
tavanda gör yeter ki buharı tüten çayları
o zaman mesut olup uykuya dalacak şair bozuntusu
belki rüyasında görecek
çaycıya iki demli çay deyişini.
Çağdaş Ünbal
çaresizlik işte sevgilim yadırgama
bir bahar akşamı belkide
şarkılardaki gibi karşılaşırsan bir yerlerde
göz ucuyla süzüp geçme
o zaman üvey evlat olur
senden habersiz
seninle fikrimde kurduğum ilişkiden doğan bu şiir.
farkında değilsin biliyorum
oysa karşılıklı bir çay içsek
karşılıklı karıştırsak
kaşığın cama dokunuşundan çıkan müziğe
söz yazacağım oracıkta
elbette ihtimal dahilinde şekersiz içmen çayını
pesimist tavırların alemi yok sevgilim
bozma güzelim hayali
hem sen karşımdayken
çaya şeker atma gafletinde bulunan ben
neyse işte sevgilim
fikri firar var bende senden gayrı
ne söylüyordum nerede buldum kendimi.
sana sesleniyorum gecenin kör karanlığında
sonra bir bakıyorum şiirim gün ışığında
renkli fotoğraflar altında
ve benden bir haber seni arıyor sanal alemin alacalı sularında
ki karşılaşman ihtimaller dahilinde bir yerlerde
ne olur göz ucuyla okuyup geçme
şair burada sevgilim derken sana sesleniyor anlasana
eriyor günden güne
ekmekten aştan kesildi
gözlerini dikti gökyüzüne
seninle içeceği çayı düşünüyor
ve çaya şeker atmama ihtimalini göz önünde bulunduruyor.
ne olur sevgilim
üvey evlat gibi görme seni arayan şiirleri
beğen butonuna basmak kolay elbet
sen yatağa uzandığında
tavanda gör yeter ki buharı tüten çayları
o zaman mesut olup uykuya dalacak şair bozuntusu
belki rüyasında görecek
çaycıya iki demli çay deyişini.
Çağdaş Ünbal
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)