22 Şubat 2016 Pazartesi

Sevda Üzerine Bir Uzun Susku





sen öyle okyanus baktıkça
tenimde tuz yanıkları

gölgesiyle sıyrılıp geçen
suskun kalabalık,
çocuklar ve seyyar satıcılar habersiz
banklarca gülüştüğümüzden

yitirdiklerimizle bir'arada
bir çardağın altında
kuşlara kalsın diye kırıntıları
ayalarıma bıraktığın yemiş

bak bu giden günün kendisidir
geriye kalan
ellerinle soframıza taşıdığın bahar
ve tenimde
gözlerinden kalma tuz yanıkları.





çağdaş ünbal

7 Şubat 2016 Pazar

Biyoloji Ders Notları 2


serin bir akşam uğultusu
kütüphaneler boyu sus-
ve elde
yosuna bürünmüş bir olta
inanmanın karanlık suları
sahi orda basınç kaç?

eslerden oluşan ezgi
tek kolluların alkış tufanı
uyuma isteği ve çekyat
kalabalık ve yoksunluk sendromu
indirim günleri
allah ve diğerleri
hayır, kediler hariç

sessize almış toprağını mezarlık
serseriler ve dervişler
üçüncü sınıf otel barları
inanmadığıma inanamıyorum because
ekmek gayesiyle haşır babam beşir

kan bağına
biraz votka

sarhoşluk ertesi otopark
kapüşon ve izmarit
inanmanın hudut boyunda
kalp çarpıntısı, bulantı
kulislerde morfin
-ve perde-

yaşadığımıza şaşarak.




Çağdaş Ünbal


17 Ocak 2016 Pazar

İdrak Aynası


yoksun
ve benim bunu susacak cesaretim yok
bu yüzden şiir
bir ulaşım aracıdır

tirenlerin makas değiştirmesi
kalk naklini bizzat kalpten izlemek gibidir raya
tamda olduğum yerden bakınca -yine
yoksun
ve bu bir şiir.

enstrümanları susturup kendini kayıran -es
çarpışan moleküller
birler sıfırlar
bilimle açıklama telaşesi
oysa bütün prizler boşta

duvar da kesişir bir köşede
bunu duvarın gözüyle
-yoksun

ve
benim aklım fikrim bunda.




Çağdaş Ünbal




Yel Sıyrığı


hızÇARPIzamanEŞİTTİR
gidenin hüzünlü yüzü yansımalarda
meleklerin gözleri allahın sopasıyla körken
tünel
iç yolculuğu bir tirenin
içindekilerden muaf, kendi payına

hal böyle iken
umut etmek varılacak olandan
yeryüzünün dehşet kulakları
ve ritm
doğu anadoluda ağaçların türküsü belki
hepimiz adına çığrılan

dağlar sonra
ipek şalını boynuna dolamış
adları evvelce konulmuş
yiğit mi yiğit
dağlar
bir tirenin olduğu kadar
bir tiren içre
yüreği bükülmüşlerin
yosun tutağı.




Çağdaş Ünbal

19 Aralık 2015 Cumartesi

Dua Diyetine.


idrak sınırlarını ihlal eden bir ayrılığın otopsisi için gerekli malzemeler

sabahın sana uyandığı zaman dilimleri için-
morfin.

ağaçların arasından akan parkeler
izmaritler ve gökyüzü
parkın sessizliği
daha çok akşamları

yıldızlarda gizlenir' yazan bir bankta
sol omzunda kurumuş kana bakarken -ziyade
ellerinin uyumsuzluğu dikkatten -öte

polis telsizleri ve kanıtlama derdi
boşalan paketler
pazar artıkları
kimsesizler bir de köpekler

akşamın üzerinizde uyuduğu zaman dilimleri için-
ateş.

apartman boşluğundan yükselen kızartma kokusu
balkonda unutulmuş tabure
boğulan küllükler ve filizlenen kanser
tahammül sınırında devriye
aklına mukayyet olma çabası

ırzına geçilmemiş bir zaman dilimi aramanın utancı için-
su.

prizlerden arta kalan bekleyiş
sustalı mektup
yankılanan ses
açlığın açık adresi
yığılan inanç
kepazeleşen fizik kuralları

tahayyül edilemeyen vuslat ateşi için-
son uyku.




Çağdaş Ünbal


1 Aralık 2015 Salı

Gün Olduğudur.


sen gülüyorsun
yeryüzünün çehresinde bir tuhaflık
dağlar daha mor
dağlar daha..

eklem yerlerinden kırılmış bir gökyüzü
birbirine tutturulmuş acemice-
sabaha inanan çocukların düşünde
yani inanmak ilminin gölgesinde
bir güzelim  dağ
gülüşünle serpiliyor durmadan
deniz ılıyor,
ellerim mavi
öldüğümü unutuyorum

sen gülüyorsun
ashab-ı  kehf uyanıyor
içimde

mor bir dağda.




Çağdaş Ünbal

13 Kasım 2015 Cuma

Geç Gelen


akşamın oluşunda
aklıma gelişinde
bir ritim vardır
beni mıh eyler, çakar duvarlara

delirmiş çilek gibi kök atıp
sarasım gelir hayalini kurduğun bahçeyi
bu yandan
şu yana
toprak damla damla
kanarcasına

bu bir yerde sana vurgunum demenin
fiyakalı şeklidir
bozkırın orta yerinde
benden duymuş olma

su-
hüseyin'e gözyaşı
bana seni




Çağdaş Ünbal