2 Ocak 2020 Perşembe

Özgeçmiş




uzun yoldan geldik,
hasrete bilendik
ve zehir zemberek umutlarla
yola sığındık

bir kara kıştı
heybemizde tohumlar
düşlerimizde tohumlar
ayaklarımız bata çıka dağa
aştık
aşılması gerekeni

düzde ayaklarımız tekledi
nefesimiz aç bir geyiği andırıyordu
korkuyorduk, kokuyorduk
mızıkamızı çıkardık
çaldığımız havalardan yumuşadı
gök
ve toprak
ve onların gergin bedenleri seğirdi 

bizi kabullendiler
yer gösterdiler, iliştik

bileğimizdeki kanı gizledik bir zaman
açlığımızı ve kokumuzu da
alıştılar, sakınmadılar bereketi

bir zaman biz söylemeye başladık
bizi kovdular
göç umudumuz oldu
düştük dağlara
dağlar bizi birer ikişer
birer ikişer eritti
avuçlarımıza sığar oldu bebelerimiz
umudumuz kalmadı

ve sonra
mızıkamızı kayaların üstüne bırakıp ellerimizi gökyüzüne açtık
bize hürmet ettiler
aş verdiler
karılarımız ve çocuklarımız semirdi
sakallarımız dizlerimize indi
unuttuk ayaklarımızdaki çamuru

silindi dağlar..



Çağdaş Ünbal 
  
  


1 Ocak 2020 Çarşamba

Kaktüse Su Verildiğidir.


âlem karardı
türlü mahlukata yuva oldu gözlerim
bir zaman ellerimle gördüm
bileğime kadar kan
hayır eylül değildi-

ölümü
ölümle
terbiye edip
betonlara sardılar
faiz faiz çürüdü kefen

ve trenler düşlendi sıcak odalarda
gurbet diye de geçer sözlüklerde-
sızılı bir türkü olur bazen
badanasız sevgilere intro

bunu bilmedim. 




Çağdaş Ünbal

23 Aralık 2019 Pazartesi

Sızladığıdır.



ayakları altında kımıl kımıl
diri bedenini arzulayan toprağa baktı
çocukların ellerinde saksıya sığışan,
renk renk fışkıran
şu alacalı toprağa

şu alacalı toprak
diye bağırdı adam
insanı kamilin aynası'

boğazında düğümlenen camları kustu
bir akşamdı
kalkıp kendini baştan sona..



Çağdaş Ünbal

18 Ekim 2018 Perşembe

Bir Yere Ait Olma Hissi Üzerine Söylenmiştir.


gidiyorsun
solgun bir ırmak oluyor yüzün

ben
kadim bir kaya gibi
alıç ağacı gibi bozkırın orta yerinde
solgun bir ırmağı düşlerken buluyorum kendimi

güneşi ve ayazı eleklere sığdıramıyorum
köklerim uyuşuk
aklım fikrim ırmaklarda
güneşli verandalarda
çiçekli bahçelerde

yüzün diyorum
solgun bir
ırmak gibi geçiyor özümden

kırılacak eklemim yok
yapraklarımı döküyorum



Çağdaş Ü.

9 Ekim 2018 Salı

Bir Yanardağ Susuzluğu!



gülname'ye.


damağındaki diş benim
bahçende çiçek
sokağında güneş

benim
gözünde paralanan alem
uyur uyanık rüya

dilinin döndüğü kelime
hayalinin takıldığı dikenli tel

benim eteğinde taş
öfken, kızgınlığın
çelikten inadın

ektiğin toprak benim
biçtiğin hüzün
boylu boyunca serildiğin geçmişin,
çocukluğun,
bayram günleri kalabalığın
ve
hiç gitmemiş gibi
uzak yollardan gelen baban
(burada soluklanıyor yaralar)

yar'a benim.





Çağdaş Ü.







24 Eylül 2018 Pazartesi

-de.



hayale dalmış-da
hasret biçmiş şair
saçlarından

uzak sevdalardan
deryalarca içmiş-de
kanmamış şair

bozuntusu
de.



Çağdaş Ü.



ah'dı.


                                                            'diyeceğim çok amma da
                                                             pek kalabalık yerdesin'



ayrıldık
kostümler geri verildi.

kustum gözlerini sonra
aynalarda

sesinle seslendiler
şaştım,
otopsiye gerek olmadığı yazıldı belgelere

bir başıma kaldım
ah

sabaha kavuşacaktım.




Çağdaş Ü.