2 Ocak 2020 Perşembe

Özgeçmiş




uzun yoldan geldik,
hasrete bilendik
ve zehir zemberek umutlarla
yola sığındık

bir kara kıştı
heybemizde tohumlar
düşlerimizde tohumlar
ayaklarımız bata çıka dağa
aştık
aşılması gerekeni

düzde ayaklarımız tekledi
nefesimiz aç bir geyiği andırıyordu
korkuyorduk, kokuyorduk
mızıkamızı çıkardık
çaldığımız havalardan yumuşadı
gök
ve toprak
ve onların gergin bedenleri seğirdi 

bizi kabullendiler
yer gösterdiler, iliştik

bileğimizdeki kanı gizledik bir zaman
açlığımızı ve kokumuzu da
alıştılar, sakınmadılar bereketi

bir zaman biz söylemeye başladık
bizi kovdular
göç umudumuz oldu
düştük dağlara
dağlar bizi birer ikişer
birer ikişer eritti
avuçlarımıza sığar oldu bebelerimiz
umudumuz kalmadı

ve sonra
mızıkamızı kayaların üstüne bırakıp ellerimizi gökyüzüne açtık
bize hürmet ettiler
aş verdiler
karılarımız ve çocuklarımız semirdi
sakallarımız dizlerimize indi
unuttuk ayaklarımızdaki çamuru

silindi dağlar..



Çağdaş Ünbal 
  
  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder